ZONGULDAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ZONGULDAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2009 Perşembe

2003'ün lideri İMKB oldu

2003 yılının getiri şampiyonu yüzde 79.6 ile borsa olurken, Türk Lirası mevduatın yıllık getirisi yüzde 45, Hazine bonolarının yüzde 36'ya ulaştı. Dolara yatırım yapanlar ise yüzde 15 kaybetti.

Ekonomik göstergelerin olumlu yansımalarıyla bitirdiğimiz 2003 yılının gözde yatırım aracı son aylardaki üstün performansı ile borsa oldu. Borsa geçen yıl ortalama yüzde 79.6 getiri sağlarken, dolar yüzde 15 kaybettirdi.
2003 yılı boyunca Irak savaşı, terör eylemleri ve iç siyasetin etkisiyle dalgalanan borsa son aylarda gösterdiği muhteşem performansla yatırımcısının yüzünü güldürdü. Aralık ayında yüzde 27.4 kazandıran borsa, yılı 18.625 seviyesinden tamamladı. İMKB'nin yıllık artış oranı ise yüzde 79.6'ya ulaştı.


TL mevduat ikinci sırada
2003 yılında borsadan sonra en yüksek getiriyi yıl boyunca düşüşünü sürdürmesine rağmen Türk Lirası mevduat sağladı. 2003 yılı boyunca bir ay vadeli mevduatta değerlendirilen tasarrufların yıllık bileşik getirisi yüzde 37.3 olurken, üç ay vadeli mevduatta yüzde 37.9'a, altı aylıklarda yüzde 40.5'e ulaştı. Faizlerin daha yüksek düzeyde bulunduğu yılın başında
açılan bir yıl vadeli TL mevduat ise net yüzde 45 kazandırdı.


Bonocular kazandı
Hazine iç borçlanma faizlerinde yaşanan aşağı doğru seyir, 2003 yılında bono tutanlara da iyi kazandırdı. Sürekli vadesine bir ay kalmış kamu kâğıtlarıyla çevrilen tasarrufların yıllık bileşik getirisi yüzde 19.4, üç ay vadeyle çevrilenlerin yüzde 26.8, altı ayda bir çevrilenlerin yüzde 36.2 oldu.
Euro yıllık bazda yüzde 2.2 getiri sağlarken, dolar yüzde 15 zarara uğrattı. Dolar, euro karşısında uğradığı değer kaybından çok daha fazlasını TL karşısında yaşadı.
Vadelere göre yüzde 2.9'la yüzde 3.5 arasında yıllık faiz getirisi olan dolar mevduatında da, kurdaki yüzde 15'lik düşüş dolayısıyla yüzde 12.1'le yüzde 12.6 arasında zarar yaşandı. Altın ise geçen yıl yüzde 3.7 kazandırdı.

ABD'nin ilk işgal planı 30 yıl önce

Arapların petrol ambargosuna karşı Suudi Arabistan, Kuveyt ve Abu Dabi'yi işgal etmeyi planladığı ortaya çıktı. Bu plana göre, Türkiye'deki üsler de kullanılacaktı.

Irak'ı işgal altında tutan ABD'de, her yönetimin önceliğinin petrol olduğuna işaret eden bir belge ortaya çıktı. Önceki gün açıklanan Britanya istihbarat belgelerine göre, ABD Başkanı Richard Nixon'ın yönetiminin 1973'teki petrol krizi sırasında Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni işgal etmeyi planlamış. Hatta işgal için Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, İsrail ve Şah dönemi İran'ının üslerinin kullanılması öngörülmüş. 1990'da ise ABD ile müttefikleri Kuveyt'i işgal eden Irak'a karşı Körfez Savaşı'nı başlatmıştı.
Ekim 1973'te OPEC üyesi Arap ülkeri, İsrail'in işgal ettiği Arap topraklarından çekilmesini sağlamak amacıyla ABD ve Batılı ülkelere petrol satmama kararı almıştı. Mart 1974'e kadar süren petrol ambargosu Amerika, Avrupa ve Japonya'da petrol fiyatlarının yükselmesine yol açmıştı. Belgelere göre, Nixon yönetimi ambargonun fiyatları artırmasını önlemek için askeri hazırlığa girişmiş.


'Gelişmemiş çöl ülkeleri'
'Ortadoğu-ABD'nin Güç Kullanma İhtimali' başlıklı belgelerde, "Şayet 1973 Ortadoğu savaşının ardından, ateşkesin sona ermesi ya da Arap ülkelerinin petrol ambargosunu yoğunlaştırması söz konusu olursa, ABD'nin tercihinin operasyon hazırlığını hızlandırmak yönünde olacağına inanıyoruz" deniyor. ABD Savunma Bakanı James R. Schlesinger da, Britanya'nın ABD Büyükelçisi Lord Cromer'a, 'ABD'nin gelişmemiş çöl ülkelerinden gelen tehditlere göz yummayacağını' söyleyerek, güç kullanması uyarısı yapmış.
Britanya hükümetiyle değişik istihbarat servisleri arasında aracı olan Ortak İstihbarat Komitesi (JIC) Başkanı Percy Cradock'ın 13 Aralık 1973'te Başbakan Edward Heath'a gönderdiği raporda, ABD'nin işgal planı, Britanya'nın buna nasıl karşı koyacağı, Araplar ve Sovyetler Birliği'nin tepkisine ilişkin senaryolar yer alıyor. Raporda, ABD'nin Arap ülkelerine esir olmaktansa, askeri eyleme geçebileceği öngörülüyor.


'Boş tehditler değildi'
Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, 21 Kasım 1973'te bir basın toplantısı sırasında, "Tanımlanamaz ve kabul edilemez şekilde baskılar devam ederse, ABD'nin karşı önlemleri almak zorunda kalacağından kuşku duyulmasın" demişti. Belgelerde bu sözlere göndermeyle ABD'nin bölgedeki petrol yataklarını ele geçirmeyi planladığı belirtildi.
Kissinger, 'Devrim Yılları' adlı otobiyografisinde bu olaylar için, "Boş tehditler değildi. Arapların ambargoda ısrar etmeleri durumunda kilit bakanlık dairelerine önlemler konusunda çok sayıda çalışma emri verdim" diyordu. ABD'nin karşı önlemlerden neyi kastettiğine ışık tutan belgelerde,
'ABD'nin öncü kuvvetinin büyük olmayacağı' öngörüsünde bulunuluyor: "Biri Suudi Arabistan, diğeri Kuveyt'e karşı olmak üzere iki tugaya ihtiyaç olduğunu ve Abu Dabi için de üçüncü tugayın gerekebileceğini tahmin ediyoruz."
Buna göre, "Suudi Arabistan'daki operasyon gayet basit olacak. ABD burada sadece Dahran'daki hafif silah donanımlı taburla yüzleşecek. Ancak havaalanına 100 tank yığmış olan Kuveyt'in işgali daha zorlu. Ayrıca her iki ülkenin de olası işgal karşısında petrol kuyularına sabotaj düzenleme ihtimali var." Abu Dabi ise, Britanya güçlerini ağırlaması nedeniyle özel bir durum arz ediyordu. ABD bu nedenle Abu Dabi'de Britanya'yla ortak hareket etme niyetindeydi.


İşgal 10 yıl sürecekti
Belgelerde ABD'nin bölgedeki işgalini 10 yıl sürdürmeyi ve bu sürede alternatif enerji kaynaklarına ulaşmayı düşündüğü kaydedildi. Buna göre ABD, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Abu Dabi'deki petrol yataklarını ele geçirmesi halinde, 28 milyon ton petrol rezervine sahip olacaktı. ABD'nin Kuveyt'i işgali halinde Irak'ın karşı saldırıya geçmesi ihtimali için "En büyük risk, Iraklıların Sovyetler'in de desteğini alarak müdahale etme ihtimaliydi" deniyor.
Basra'da bugün Arap krallıkları sıkı ABD müttefiki. Irak da ABD işgali altında.

15 Eylül 2009 Salı

'Yönetmelik yasaya aykırı'

Cemaat vakıflarının mal edinmesiyle ilgili tartışmalar AB uyum yasalarına karşın sürüyor. Azınlık vakıflarının avukatı Diran Bakar, uyum yasalarına ilişkin çıkarılan yönetmeliğin iptali için Danıştay'a dava açtıklarını söyledi. Ağustos 2002'de çıkarılan 4471 sayılı yasanın vakıfların 'yeni mal edinmelerini' ve 'tasarrufu altında olup da tapuda adına kaydedilmemiş malların vakıf adına kaydedilmesi' konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne takdir yetkisi vermediğini belirten Bakar, "Halbuki çıkan yönetmelik, bunları genel müdürlüğün iznine bağlamış. Yönetmelik kanuna aykırı" dedi.