AMASYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AMASYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2009 Pazartesi

Kerkük'te silah sesleri

Irak'taki Kürtlerin Kürdistan federasyonu planına tepki gösteren halkın üzerine ateş açıldı, sekiz kişi öldü 31 kişi de yaralandı.
22 Aralık'ta Kürtlerin, olası federasyona petrol zengini Kerkük'ün de dahil edilmesi talebiyle yaptığı gösterilerin ardından dün de Türkmen ve Araplar, karşı gösteri düzenledi. Polis Akademisi'nin önünde toplanan yaklaşık 4 bin kişi, 'Kerkük, Irak şehridir', 'Federasyona hayır' sloganları attı. Iraklı Şii lider Muktada Sadr'a da destek veren göstericiler, valiliğe doğru yürüyünce karşılarında barikat kurmuş ABD askerlerini buldu. Halka, görgü tanıklarına göre Kürt polisi, polis şefi Salim Taha'ya göre de Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) peşmergeleri ateş açtı.
Irak Türkmen Cephesi Başkanı Faruk Abdullah ise Kerkük'te durumun çok gergin olduğunu belirterek Irak'ın bütünlüğü için uluslararası girişimde bulunulması çağrısı yaptı. Abdurrahman, "Bugün yürüyüş yapılırken, Talabani peşmergeleri ateş açıp yürüyüşü dağıtmış. Sekiz şehit var. 25-30 vatandaşımız da yaralı" dedi.

Bush: Kıbrıs'ı acilen çözün

Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde çözüm için başta Genelkurmay olmak üzere devletin tüm kurumlarını ortak bir görüş noktasına getirmeye uğraşan hükümete ABD'den destek geldi. ABD Başkanı George Bush'un yeni yıl mesajını iletmek için dün Başbakan Tayyip Erdoğan'ı konutunda ziyaret ederek 50 dakika görüşen ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, hükümetin Kıbrıs'ta çözüme ilişkin çalışmalarını 'ilgiyle ve dikkatle' izlediklerini belirtti. Edelman "Annan Planı çerçevesinde geliştirilen çözüm arayışları sürdükçe, ABD'nin hükümete desteği de sürecek" vurgusu yaptı. Görüşme sonrası gazetecilere açıklama yapan ABD Büyükelçisi, "Hükümet, Kıbrıs sorununa çözüm için düşündüğü atılımları hayata geçirmek için vakit kaybetmemeli. Bu atılımların Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan'dan da gelmesi yönündeki haklı beklentiler, yakında karşılığını bulacaktır. Kıbrıs sorununa çözüm için Ankara'dan 'ortak' bir görüş çıkacağı yönündeki beklentimiz en üst seviyededir" diye konuştu.

'Erdoğan'ın ziyareti yoğun olacak'
ABD Başkanı George Bush'un 'mutlu yıllar' dileğinde bulunduğu mektubunu Erdoğan'a sunduğunu ifade eden Edelman, Başbakan'ın 26 Ocak'ta Washington'a yapacağı ziyarete de değinerek, "Hem Başkan Bush, hem de diğer yetkililer, Erdoğan'ın Washington ziyaretini dört gözle bekliyor" dedi. Erdoğan'ın ziyaretinin Washington'da önemsenmediği ve Bush'un çok az zaman ayıracağı yönündeki haberlerden rahatsızlık duyduklarını belirten ABD Büyükelçisi, "Ne görüşmenin süresi ve ne de sayın Başbakan'ın Washington'daki programı ile ilgili haberler doğru. Son derece yoğun ve yapıcı bir ziyaret olacak. Şimdi ayrıntıları görüşüyoruz" diye konuştu.

ABD'yle en krizli yıl

Türkiye, 2003'e Irak'ın üstünde dolaşan savaş bulutlarıyla, AB'nin Kopenhag zirvesinin üyelik müzakerelerine başlanıp başlanmayacağına Aralık 2004'te karar verileceği yönündeki tartışmalı sonucuyla ve Kıbrıs sorunuyla girdi. Diplomasinin en acı deneyimleri ABD'yle yaşandı. 50 yıllık stratejik müttefik, Türk askerinin başına çuval geçirerek 'en derin' güven bunalımına neden oldu. AB'yle ilişkilerde Kıbrıs'ta çözüm 'siyasi şart' olarak konuldu. Türkiye, tarihinin en önemli reformlarını gerçekleştirmesine rağmen, AB Konseyi'nde müzakerelerin başlaması için yeşil ışık alamadı. Hükümet uzun süre Irak savaşını durdurmaya çalıştı. Dönemin Başbakanı Abdullah Gül, Irak'ın komşuları Suriye, Ürdün, İran, Suudi Arabistan'la çalışma başlattı, ama Irak'a sorumluluklarını yerine getirmesi telkininden öteye geçilemedi. Ankara, Irak Devlet Başkanı Yardımcısı Taha Yasin Ramazan'ı gizlice getirerek,
'İstenileni yapın, savaşı engelleyin' telkininde bulundu.
Ankara, Irak savaşında taraf olmayı da değerlendirdi. ABD'nin Türkiye topraklarını kullanıp Kuzey Cephesi açması tartışıldı. Ankara, ABD'ye sağlayacağı olanaklar karşılığında 90 milyar dolarlık ekonomik destek istedi. Dönemin Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile Devlet Bakanı Ali Babacan'ın Washington ziyaretinde, ABD Başkanı Bush'un kullandığı 'at pazarlığı' nitelemesi müzakerelerin genel tanımı oldu.

'1 Mart faciası'
ABD'nin asker konuşlandırma halinde kullanacağı üs ve limanlarda onarım yapmasına izin verildi. Buna karşın TBMM 1 Mart'ta Gül hükümetinin gönderdiği 'ABD askerinin Türk topraklarında konuşlanması ve Türk askerinin Kuzey Irak'a gönderilmesi' tezkeresini geri çevirdi. Türkiye 1 Mart'ın yaratacağı tahribatı azaltmak için hava sahasını kullanma izni çıkardı. ABD, Kuzey Cephesi'ni Türk hava sahasını kullanmak suretiyle Kuzey Irak'taki Kürt bölgesine indirdiği paraşütçü birlikleriyle açtı.
'1 Mart faciası'nın acısı nasıl çıkacak derken, haber ABD'nin ulusal gününde geldi. 4 Temmuz'da Kuzey Irak'taki ABD askerleri, daha önce birçok kez sorun çıkardıkları Türk birliklerinin karargâhını bastı. 11 Türk askeri başlarına çuval, bileklerine plastik kelepçe geçirilerek gözaltına alındı. Hükümet yorum yapmakta zorlanırken, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök "İki ülke arasında bugüne kadar yaşanan en derin güven bunalımı" teşhisini koydu.
Türkiye özür beklese de ABD heyetleriyle yapılan görüşmelerden sadece nasihat çıktı. ABD, özür dilemenin kıstasını atom bombası attığı Japonya'yı örnek vererek açıklarken, "Benzer olaylar tekrarlanmasın" demekle yetindi.
Türkiye'nin Irak"taki 'kırmızı çizgileri' savaş sonrasında silinmeye başladı. 19 Mart'ta Iraklı muhalif liderleri ve ABD yetkililerini ağırlayan Ankara, 'kırmızı çizgileri' ortak bir bildiriye yansıtmıştı:


Irak'ın bağımsızlığı, egemenliği, toprak bütünlüğü ve ulusal birliğinin korunması.

Irak'ın doğal kaynaklarının halkın tümü için kullanımı ve ulusa ait zenginlik olarak görülmesi.

Teröristlerin kurtarılmış bölge oluşturma ve silah temin imkânına kavuşmalarının önlenmesi de dahil olmak üzere, terörizm ve teröre destek bertaraf edilmeli.

Irak'ın tüm bölgeleri ile şehirleri ulusun tümüne ait olmalı.

Kırmızı çizgiler aşıldı Ancak ABD, Kürt grupları 'gerçek' stratejik ortak ilan etti. Ve 'kırmızı çizgiler' bir bir ihlal edildi.


Kürt gruplar Kerkük'ü ele geçirip tapu belgelerini yok etti.

Geçici Hükümet Konseyi'ndeki ağırlığını kullanan Kürtler, yeni Irak anayasasının kuzeyde bir Kürt devletine varabilecek hükümler içermesi fikrini ortaya attı. Bu çerçevede Kerkük Kürt şehri ilan edildi.

Kuzey Irak'taki PKK varlığına yönelik hiçbir adım atılmadı. Yeni Irak'ın 'federe' ve 'İslam' cumhuriyeti olması istendi

Konsey'de ve Irak'ın geleceğinde Türkiye'yle birlikte hareket eden Türkmenlerin esamisi okunmadı.

Kürt milisler dağıtılmak bir yana eğitimli bir orduya dönüştü. 'Silah toplanması' gerçekleşmedi.
ABD Kongresi, Türkiye'ye jest yaparak 1 milyar dolar hibe ya da 8.5 milyar düşük faizli uzun vadeli borç verme kararı aldı. Kredinin verilmesine Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmemesi koşulunu getirilmesine rağmen imzayı atan hükümet, eleştiriler üzerine anlaşmayı ne TBMM'ye getirdi ne de iptal etti. Irak istikrar gücüne asker gönderme tezkeresi ise başta Kürtler olmak üzere Iraklıların karşı çıkması ve ABD'nin 'Sizi istemiyoruz' demesi üzerine geri çekildi.

Pamukbank kamuya kaldı

Pamukbank'ın ikinci satış ihalesinden de sonuç alınamadı. Finansbank A.Ş. ve Soufraki'nin tekliflerini 'yetersiz bulan' TMSF, Pamukbank'ı bir kamu bankası ile birleştirme kararı aldı.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen Çukurova Grubu bünyesindeki Pamukbank'ın satış süreci hüsranla sonuçlandı. Finansbank ve Hussein Nuaman Soufraki tarafından verilen teklifler yetersiz bulundu ve bankanın bir kamu bankası ile birleştirilmesi süreci başlatıldı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu BDDK tarafından 18 Haziran 2002 tarihinde Bankalar Yasası'nın 14/3 ve 14/4'ncü maddeleri çerçevesinde TMSF'ye devredilen Pamukbank'ın ikinci satış ihalesinden de sonuç alınamadı.
TMSF'den yapılan açıklamaya göre, 2 Nisan 2003'te yeniden satışına karar verilen Pamukbank için son teklif verme süresi 31 Temmuz 2003'te doldu. Banka için Hussein Nuaman Soufraki (HNS Grup) ve Finansbank teklif verdi. TMSF tarafından yapılan değerlendirme sonrasında Pamukbank hisselerinin satışı için verilen her iki teklif de 'yetersiz' görülerek kabul edilmedi.


Çalışmalar başladı
TMSF, Pamukbank'ın satış süreçlerinden sonuç alınamaması üzerine 'Bankanın bir kamu bankası ile birleştirilmesi yoluyla' çözüme kavuşturulmasının değerlendirilmesi amacıyla çalışma başlatılmasına karar verdi.
Uluslararası Para Fonu IMF'ye 6. Gözden Geçirme sonrasında gönderilen son niyet mektubunda, Pamukbank'ın satış sürecinin 2003 yılı aralık ayı sonuna kadar sonuçlanma aşamasına getirileceği vurgulanarak, çözüm süreci için şu alternatifler sıralanmıştı:
"Tercih edilen seçenek bankanın, kalan tüm varlık ve yükümlülüklerinin geçiş bankası durumundaki Bayındırbank'a transfer edilmesi suretiyle satılmasıdır. Satışın tamamlanamaması halinde Pamukbank, birleşme veya tasfiye yöntemiyle çözüme kavuşturulacak. Hazine, çözüme kavuşturulma stratejisini kolaylaştırmak amacıyla gerekli kamu menkul kıymetlerini ihraç edecek"
Hükümet, Ziraat Bankası ile Halk Bankası'nın özelleştirilmesini Pamukbank ve Vakıfbank'ın çözüme kavuşturulması sonrasına ertelemiş ve IMF de bunu kabul etmişti. TMSF, kamu bankalarının özelleştirme sürecini de dikkate
alarak Pamukbank'ın hangi kamu bankası ile birleştirileceği kararını verecek. Bu arada Pamukbank'ın kötü aktifleri ayıklanarak bir kamu bankasına devredilme olasılığı da yüksek görünüyor. Hazine birleşme nedeniyle ortaya çıkacak finansman ihtiyacını ise bankaya vereceği devlet iç borçlanma senetleri ile karşılayacak.


'Halkbank ilgileniyor'
Bu arada Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, Milliyet gazetesine yaptığı açıklamada, Ziraat Bankası'nın Vakıfbank'la birleşme gibi bir çabası olmadığını, Pamukbank'la da Halkbank'ın ilgilendiğini söylemişti.
Fona devredilen Pamukbank'ın hâkim ortağı Çukurova Grubu'nun Danıştay'a açtığı davalar sonrasında satışın iptali kararı verilirken, grup ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu arasında 3 Şubat 2003'te anlaşmaya varılmıştı. Bu anlaşma çerçevesinde grup, davalardan vazgeçmiş ve 5 milyar dolarlık borcunu 15 yılda ödemeyi taahhüt etmişti. Pamukbank'ın mülkiyeti fonda kalmış buna paralel olarak grubun diğer bankası Yapı Kredi Bankası'nın ortaklık hakları da fon bünyesinde tutulmuştu. Anlaşma uyarınca, Yapı Kredi de 2+1 yıl formülüyle stratejik ortağa satılacak. Bu süre sonunda satılamadığı takdirde fona alınacak.
Pamukbank'ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiği tarihteki zararı 3 milyar 618 milyon dolar olarak açıklanmıştı. Banka hâkim ortaklarının 2 milyar 627.2 milyon dolarlık banka kaynağını kullandıkları, yönetimi fona geçen diğer bankalardan da 211.6 milyon dolar kredi borcu bulunduğu belirlenmişti.